"Fatoş, bir fincan neskafe getirir misin kızım."
Dr. Enis Mimaroğlu, pencereyi açıp dalgın bir ifadeyle, yağan kara baktı. Mevsimin ilk karıydı. Kar tanecikleri caddeye değer değmez yok oluveriyorlardı. Küçük bir çocukken, geceleri annesinin renkli bir kitaptan okuduğu "Karlar Kraliçesi" masalını anımsadı. Çocuk aklıyla masala inanır, bir süre uyur gibi yapıp gözlerini yumar; karlar kraliçesinin elinden tutup kendisini o macera dolu karlar ülkesine götürmesini beklerdi. Az sonra, uykuya daldığında, düşünde kendini gizemli karlar ülkesinde, "Karlar Kraliçesi" nin kızağında buluverirdi. Yanında oturan kraliçe güzel sesiyle daha önce hiç duymadığı bir ezgiyi mırıldanırken, birden günün ilk ışıklarıyla uyanır; az önce yaşadıklarının bir düş oluşunun hayal kırıklığıyla bütün gün içi sıkılırdı. Annesinin okuduğu masal kitabını eline alıp bir süre oyalanır, sayfalarını gelişigüzel karıştırdığı kitabın albenili resimlerine dalıp giderdi. "Ne güzel günlerdi", diye mırıldandı. "Kaygısız, alabildiğine rahat..."
"Geçmişe dalıp gitmeyi bırakmalı." Annesinin ölümünden beri, tam bir yıldır, çocukluk anıları Enis'i rahat bırakmıyordu. Gündüz düşlerinin birinde, genç ve yakışıklı bir subay olan babasıyla bir davetten yeni gelmiş olan annesi oda kapısını hafifçe aralayıp, biricik oğlunu hayranlıkla seyrediyor; bir diğerinde yine annesi, o sabun ve kolonya karışımı kokusuyla oğlunun yanıbaşında oturarak sessizce masal okuyordu.
Annesinin ani ölümü Enis'i oldukça sarsmıştı. Yaşlı kadın, bir kış sabahı kahvaltı masasında birden fenalaşmış, birkaç dakika içinde ölüvermişti. Enis, çaresizce annesinin ölü bedenine bakmış, yaşlı kadını uyandırmaktan ürker gibi fısıltıyla konuşmuştu: "Annem öldü."
"Şimdi acı anıların sırası değil. Şu enfes kar manzarasının tadını çıkarmalı." Bir mddet lapa lapa yağan karı seyretti. Caddenin iki yanındaki ağaçlar kısa sürede gelinler gibi bembeyaz tüllerle süslenivermişlerdi. Doğrusu manzaranın keyfine diyecek yoktu. Bu güzel manzaranın karşısında kremalı bir fincan neskafe içmenin ayrı bir zevki vardı.
"Fatoş, neskafemi bol kremalı hazırla olur mu!"
"Yaşadıklarım, bana anlık zevklerin tadına varmayı öğretti. Zaman akıp giderken, yaşamayı ertelememeyi de..." Kendini daha önce hiç bu kadar zinde hissetmediğini fark etti. Hayatı dolu dolu yaşamak ne kadar hoştu! Sekreterinin getirdiği neskafeden bir yudum içti. Tadı nefisti.
"Bugün, bütün hücrelerimle yaşadığımın farkına varmak istiyorum. Prof. Dr. Enis Mimaroğlu bugünü "kar tatili" ilan etti. Bütün hastalara duyurulur.!"
"Fatoş, kızım randevulu hastaları telefonla arayıp randevularını başka bir güne erteletir misin. Soranlara, doktor beyin çok önemli bir işi çıktı, dersin."
Enis, sekreterine randevuları canı öyle istediği için ertelettiğini söyleyemezdi. Şimdiye dek, hastalarıyla oldukça ilgili, çalışkanbir hekim imajı çizmişti. Sekreterinin güvenini sarsmak onun gibi bir hekime yakışmazdı. Bunları düşünürken, aklına parlak bir fikir geldi. Aybaşındaki sempozyum için İstanbul'da bulunan meslektaşlarına şehri gezdireceğini söyler, olur biterdi. Bu buluşundan dolayı kendisiyle gurur duydu.
Fatoş'un sekreterliğine diyecek yoktu. İşini profesyonelce yapıyor; gün boyu kendisine yardımcı olmaya çalışıyordu. "Bir de üzerime bu kadar düşmese!" Dile kolay yedi yıldır birlikte çalışıyorlardı. Sekreteriyle aralarındaki kardeşlik ilişkisinden memnundu memnun olmasına ama, yine de Fatoş'un gösterdiği aşırı ilgiden bunalıyordu.
"Fatoş, karım ararsa Psikiyatri sempozyumu için yurtdışından gelen arkadaşlarımla bir İstanbul turuna çıktığımı söylemeyi unutm olur mu."
Profesör Dr. Enis Mimaroğlu dolabından koyu haki renkli paltosunu çıkardı; giydi. Kaşkolü, şapkası siyah deri eldivenleri elinde, oda kapısını sessizce açtı. Fatoş, önündeki gazetenin bulmacasına dalmıştı. Profesörü birden karşısında görünce irkilir gibi oldu.
"Fatoş, ben çıkıyorum kızım." Dr. Enis, karlarla kaplı İstanbul sokaklarını keşfe çıkabilirdi artık. "İstanbul, bekle beni geliyorum", diye mırıldanırken, kendi kendine gülümsüyordu.

2 yorum:
Beni çok etkiledi.Gayet samimi ve sıcak..
Canan,
"Enis Mimaroğlu"....Bu isim nereden aklına geldi? Çok merak ettim valla..
Yorum Gönder